8 Aralık 2013 Pazar

Keder Gibi Ödünç-Haydar Ergülen



Her kitabın ayrı bir kaderi varmış...

Çok sevdiğim ve dahi sahiplendiğim ne varsa imtihan olurum onunla...

Bu sebeple çilek kokulu kitap olmakmış keder gibi ödünç 'ümün de kaderi...

Şiir de zevkim hep eskilere uzansa da bir kaç yeni hececilere ılımlaştığım doğrudur. 
Ilıman iklimimin hüküm sürdüğü günlerime denk düşer Haydar Ergülen'den keder gibi ödünç kitabını okumam da...

Severek, beğenerek okudum şairin Cemal Süreya Şiir Ödüllü bu kitabını.
Altı çizili dizelerimi paylaşarak kararı size bırakırım muhterem kâriler...

''Gür bir hayat gerekir şiire taramak için bundandır bende üzgün durması kelimelerin...''diyor adam..
Bizse tebessümler diliyoruz kelimelerinize, hayatınıza neşe...
                                                                                                     şiirinmevsiminden''bir''sabah

Yağmurlu Göz Şiire Bakıyor
  ...
Yağmur düşer düşmez dile
yüreğini topla evden
çünkü kadından önce
yağmuru gider evden

Gözün şiire bakışı
yağmurlu görünmek için
 ...


Ne güzeldi;
Şiir; O Eski Mektup

Yola sordum: şiir mi mektup mu
ikisinin de dönüş yerine geçmeyeceğini
biliyordum, yolculuktan dönüş yok
yolun yerine geçecek hiçbir şeyim yok

Yine de söyle sevgiline eski yakınlığın
anısına uzak bir telefon kulübesinden
seni jetonla değil pulla arasın
belki mırıldanacak bir mektubun olur

Pul seni arar çünkü
jeton sesinden geçeni.... (ama çok güzelsin)

Mektup herkese gider, bulduğunua açılır
şiirse kimseye açılmayan o eski mektup
zarfını kelimeler doldurur, sen içine bak! (!)

Pul mektubu ter edeli çok oldu
pul şiiri bulduktan beri böyle oldu

Postacıları unut, verecekleri bir şey yok
şiirin yoluna çık onun yolunda çok
aşk harcandı, harcansın, şiirin kazandırdığı
bir aşksa, aşkın kazandıracağı hiçbir şey
yoktur, fakat aşkta başka bir şey de
yoktur, kaybettiğinin aşk olduğunu böyle
anlar insan ve bir şiir kazanır bundan
     ...


Fiyakası Nedir Hayatın?
   ...
Galiba insanın yakışıklı bir kalbi olmalı önce
sık sık tozu alınmalı, parlatılmalı aynalı sözlerler
benimse kâlp hususunda cilalı bir cümlem bile yok
mırıldandığım sözlerin çoğu ondan gelse de
 ...
Hiç kolay değilken kendine alışması insanın
başkaları nasıl da kolayca alışır ona, şaşarım
onlar alışınca alışmak kaldı bana da
oysa unutulacak kadar alışılsın istemiştim hep
varlığım kadar yokluğuma da -varlığım
yokluğuma armağan olsun- varken olmadı da
bari yokluğumdan bir fiyaka kalsın!
...

Eğer bir gün bualabilirsem hayatımın kadınını ona ''bunca zaman sen neredeydin?'' sorusunu bu şiir ile soracağım.

Yağmur ve Fransızca

Eski arkadaşlıklar resimliydi
'canım arkadaşıma cansız hatıra'
fotoğraflar siyah-beyaz, hatırası derindi
bir gözü tenhaydı Şahin'in bir gözü kalabalık
arkadaşı gibi gözü var mı insanın
nasıl olsa dünyaya aynı gözle bakacaktık

Ben senin tenha gözün olacaktım hem
tek başıma en kalabalık arkadaşın
yarım bir çocuk olarak beni
bu dünyaya erkendenbırakmasaydın

İnsan arakadaşına benzer
ve iyidir benzemesi
arkadaşlığın da eski bir şehre
hele usul sesliyse şehir, trenlerde
bölmemeişse henüz arkadaşlığın sesini

Ben benzemenin iyi olduğu şehirlerden
yani benzediğin ne varsa eskiden
yavaş akan bir şehir, sakin kitaplar,
su aziz ve biz büyüdük yeşil
bir nehir, kuşları bile dalında yerli
bir şehirden birden kanatsız uçtum
kayıp ikizlerle dolu bir şehre düştüm
baktım herkes benzersizin peşinde
herkes kayıp arayan yok kendini
anladım beyhudeymiş benzerimi aramak
eski arkadaşlıkların payına bir damla
gözyaşının düşmediği şehirde
...

Ve benim bir Dilaram vardır; trenlerde ahşaptır...şiirini bana sesli okutarak her bir dize hakkında yorum yaptıran ;) üzerine güldüren, saflığına tebessüm ettiren....
İşte onun şiiri Trenlerde Ahşaptır'dan bir kaç dize;
Suya yakın bir kelime arıyordum
mırıldanmak için ahşabın sessiz derinliğini
denizi anlayan bir kelime arıyordum
ne gemi ne sahil ne mavi
varsın söylesindi en tuhaf iklimlerde
kardeşliğin kayıp düşleri gibi,
bir dalga titretir ya bazen
ölü denizlerin içini, bekleyişin kederi de
öyle yıkasaydı içimi, taş avluların
güneşe karşı yıkanma vakti...


El Yazısı Gevezedir
...
Geceden el aldım da sır alamadım
boşluk akıyordu boş yüzüme bakıyordu
eğildim, derin değildim, dokundum boşluğuma
yandı elim, yandı kağıttan benim
...


Dünyanın Diline Düşme Yoksulsan!
...
şiirde kurtulmak istiyor kelimelerin
şehvetinden, şiddetinden, inceliğinden
...
Kalp ile dil arasında her zaman
iki insan vardır birbirinin uzaklığına taşınan
...
Havalandırdım ama gitmiyor
hangi kalp sinmişse bu boşluğa!


Cam Odada Akşam
...
bir incir gibi içiliyim sana

Gazelimi al aşktan güze say beni
say ki yaprak olup düştüm dalına


Kara Turna Ekspresi
...
kaderinde gözü olur mu insanın olurmuş meğer
kader bende bir göz oldu karan
öyleyse çıkaralım dedik şu hayatı aradan...
 ...
Ve yürekten yüreğe değen;
Hangi yalana inanacağını şaşrdıkça
yalnız inanmaya inanıyor insan
ve hiçbir yalan kalmıyor sonunda
her şeyin gerçek olduğundan başka
...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder